
Bin dokuz yüz yetmişli yılların ilk yarısında Kelebeğe duyduğum aşkın bayrağı gibi dalgalandırıp durdum o sevimli kelebek çizimini. Kelebek ile buluşamadığımız günlerde ders çalışırken çalışma masamın üstü kelebek simgeli kitaplar ve defterlerle dolu olurdu. Bu yüzden çalışma masama büyük bir istek ve odaklanma kararlılığıyla otururdum. Her bilgi edinme, ona ulaşan yoldaki bir engelin aşılmasıydı sanki. Fakülte içinde laboratuvarlarda kelebekli önlüğümle dolaşırken, Kelebeğin yüreğimi titreten elleri elimdeymiş gibi yar baş dönmeleriyle adımlardım koridorları. Gümüş Afalina Yazar : Işık Hulusi
Bu ürünü ilk değerlendiren siz olun.