
Kalbe Düşen Sızı - Rüzgarın Ardından - Hayat Sondan Başlar | Elif Veske KALBE DÜŞEN SIZI Ulu bir çınarın ömrü verilseydi insanoğluna ya da narin bir kelebeğin, ne değişirdi hakikatte? Değil mi ki arzular ve emeller var, sonunda mutlak bir ölüm var… Mesele, ölmeden önce bulmak, düşmeden evvel olmakta değilse neyde ve nerededir? "Kalbe Düşen Sızı”, Zülâl adındaki genç bir kızın nezdinde salt insanın hikâyesi… Bir tırtıl misali "gaflet” kuyusundan "çırpınış”a, ağır ağır koza örercesine "sabırla bekleyiş”ten "milad”a, kalbe düşen ince bir sızıyla "veda”dan kozayı yırtıp kanatlanırcasına "vuslat” menziline doğru bir uçuşun uzun öyküsü. Bir "arayış” ve "buluş” romanı olan "Kalbe Düşen Sızı”, aramakla bulunmayacağının, fakat bulanların, ancak arayanlar olduğunun latif bir misali. Teknik Özellikler; Sayfa Sayısı: 353 Ebat: 13,5 X 21 cm Dil: Türkçe Cilt Tipi: Karton Kapak Kağıt Tipi: Kitap Kağıdı Rüzgarın Ardından Yıllar önce, gönlüme tasavvuf yolunu sevdirmek için neler yazabilirim yahut neler yazılabilir diye bir soru düşmüştü. Zamanla bu soru bir niyete ve niyet de bir faaliyete dönüşüverdi. Netice olarak da elinizde eser vücut buldu. Roman kurgu olması hasebiyle niyetimi doğrudan gerçekleştirebileceğim bir alan değildi. Fakat okurun kendini içinde bulması ve benzeri hayatlara öykünmesi, benimsemesi açısından da karşılığı vardı. Sadece kurguya dayanan bir tasavvufi anlatım, hâl ehli kimseler tarafından geçmişte böyle eserler verilmişse de, bizim yapabileceğimiz işlerden değildi. Dolayısıyla romanın müsaade ettiği kadar bir kurguya ve tarihi gerçeklikten beslenmeye ihtiyaç vardı. Bunun için de okumak, iyice araştırmak gerekiyordu. Yani önce bilmek sonra yazmak lazımdı. Önce Sadat-ı Kiram’ı ve Mevlânâ Halid-i Bağdâdî hazretlerini anlatan ne varsa veyahut bana ne kadarı nasip olduysa okudum. Sonra cüret ettim; yapabileceğimin en mükemmeli ile anlatsam da, yine de çift kanadı ile zahir ve batın ilimlerine sahip bir zatın büyüklüğünü tam manası ile aksettiremeyeceğimi bilse...
Bu ürünü ilk değerlendiren siz olun.